enflasyonemeklilikötvdövizakpartichpmhp
DOLAR
20,9567
EURO
22,4572
ALTIN
1.313,16
BIST
5.114,97
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
22°C
İstanbul
22°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
24°C
Pazartesi Açık
24°C
Salı Az Bulutlu
23°C
Çarşamba Az Bulutlu
23°C

Gastroenterolojide belirtiler hafife alınmamalı

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Muammer Kara, gastroenteroloji hastalıklarında belirtilerin hafife alınmaması uyarısında bulundu.

Gastroenterolojide belirtiler hafife alınmamalı
29.04.2023
52
A+
A-

Gülsüm YILDIRIM/ HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) – Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Muammer Kara, gastroenteroloji hastalıkları hakkında açıklamalarda bulundu.

Gastroenterolojinin iç hastalıklarından sonra ortaya çıkan bir yan dal olduğunu söyleyen Kara, “Yemek borusu, mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, safra yolları ve pankreas hastalıklarıyla ilişkili bir bilim dalıdır. Takip gerektiren hastalıklar azdır. Hastalar belirtileri hafife almamalıdır, mutlaka gastroenteroloji ile ilişkili olduğu düşünüldüğü bir belirti varsa bu işin profesyoneline gitmelidir” dedi.

“HASTALIKLARIN KENDİNE AİT PEK ÇOK BELİRTİLERİ VAR”

Gastroenterolojinin mide-bağırsak sistemi, karaciğer gibi birçok sayıda hastalıkla ilgilendiğini belirten Kara, “Hastalıkların bir kısmı organik patolojidir, gözle görülen selektör hastalıklardır. Mide ülseri veya reflü hastalığı buna bir örnektir. Bir kısım hastalıkların da gözle görülür bir bulgusu yoktur, sadece belirtilerle kendini ortaya çıkarır. Bunlara da ‘bağırsak- beyin etkileşim bozukluğu’ denmektedir. Kaygı, endişe, stres gibi durumların ortaya çıkardığı hastalıklardır. Dolayısıyla bu hastalıkların kendine ait pek çok belirtileri vardır. Polikliniğe en çok şikayetle gelen hastalıklarımızın midesinde yanma, ekşime, reflü, kabızlık, ishal, karın ağrısı; karaciğerle alakası daha seyrek olan şikayet halsizlik, safra yollarında taş, sarılık, karın ağrısı gibi belirtileri mevcuttur” diyerek açıklamalarına devam etti.

“ULTRASON ÇOK GÜZEL BİR TANI ARACIDIR”

Gastroenteroloji muayenesi hakkında bilgi veren Kara, “Şikayetle gelen hastadan, hikayesine göre çeşitli testler istenmektedir. Sağlıklı bireylerde takip amaçlı yaptığımız şey ise sadece kalın bağırsak veya kanser taramasıdır. Bu tarama cinsiyeti fark etmeksizin ailesinde veya kendisinde kanser bulgusu olmayan insanlara 45 yaşta kolonoskopi ile başlar. Ancak midesinde yanma veya ekşime şikayetinde bulunan hasta muayene edildikten sonra özellikle 40 yaş üstü ve yeni başlamış semptomlar varsa mutlaka endoskopik işlem tavsiye edilir. Ancak daha genç veya daha uzun süreli şikayeti olan hastalarda düşünülen tanıya göre tedavi edip şikayetlerin tekrar etmesi durumunda yine endoskopik işlem önerilebilir. Eğer karaciğerle ilgili sorun olduğu düşünülürse kan ile veya görüntüleme ile ilişkili testler uygulanır. Örneğin safra yolları ile ilgili bir problem olduğu düşünülürse ve yemekten sonra oluşan ağrının sırta vurması şikayeti, safra kesesinde taş düşürüldüğünü belirtir. Bu durumda ultrason çok güzel bir tanı aracıdır. Yine muayenede de midede veya karnın üst tarafına baskı uygulandığında ağrı bulgusu olabilir. Ancak safra kesesini görüntülemede asıl belirleyici unsur ultrasonografidir. Gastroenterolojiye ait hastalıkların her biri için iyi bir hasta dinlemesinden sonra ayrı ayrı karar verilir” ifadelerini kullandı.

Bağırsak-beyin etkileşimi bozuk denilen hastalıkların kronik hastalıklar olduğunu fakat bunların ilerlemediğini ve herhangi bir hastalığa da dönüşmediğini ifade eden Kara, “Sık görülen reflü hastalığının sadece özel bir yüze dönüşmesi vardır eğer baretüzü foks yoksa hiçbir şeye dönüşmez. Hepatit-b hastasının karaciğerde iltihap oluşturmuş bir enfeksiyonu varsa da ve bu durum zamanında tespit edilip tedavi edilmezse karaciğer sirozuna, karaciğer yetmezliğine, karaciğer kanserine kadar gidebilir. 45 yaşındaki bireye hiçbir şikayeti olmasa dahi kolonoskopik tarama yapmak gerekiyor. Eğer bu tarama yapılmazsa başka organlara sıçramış bir kalınbağırsak kanseri ile karşımıza gelebilir” dedi.

“KOLONOSKOPİ İÇİN 2 VEYA 3 GÜNLÜK DİYET ÖNERİSİ OLABİLİR”

Kolonoskopi işlemi için kalın bağırsağın temiz olması gerektiğini söyleyen Kara, “Bunun için de bazı kalın bağırsak boşaltıcı ‘laksatif’ denilen ilaçlar verilir. 2 veya 3 günlük diyet önerisi olabilir, hasta beslenmesine dikkat etmeli ve bazı gıdalardan uzak durmalı, sıvı ağırlıklı beslenmesi önerilmektedir. Hasta, tüm bunlara düzenli bir şekilde uyduktan sonra gerekli işlem için hazır demektir. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde ise hastanın 6-8 saat açlığı yetmektedir” dedi.

“Komplikasyon son derece nadirdir”

Endoskopik işlemlerin özellikle üst gastrointestinal sistem endoskopisi ve kolonoskopinin oldukça güvenilir işlemler olduğunu vurgulayan Kara, “Komplikasyon son derece nadirdir. Sık görülen komplikasyon özellikle ağrıdır. İşlem sırasında bağırsaklara hava verilir bu durumda bağırsak gerilmesine bağlı ağrılar oluşabilir. Ek bir işlem olmadığında bu işlem için komplikasyonsuzdur denilebilir” ifadelerini kullandı.

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Muammer Kara, reflü hastalığı ve belirtileri hakkında şöyle konuştu:

“Reflü hastalığı, toplumun 5’te 1’inde görülen bir hastalıktır. Tipik belirtisi göğüse doğru bulantı ve kusma olmadan istemsiz bir şekilde mide içeriğinin yemek borusuna doğru çıkması, göğüs arkasında yanma ve ağrı oluşturmasıdır. Nadir olarak boğaz ağrısı ve öksürük de belirtileri arasında yer alır. Reflü hastalığının farklı belirtileri olduğu gibi diş ve diş eti sorunlarına sebep olabilir. Reflü hastalığı, kronik bir hastalıktır, ilaçlar sadece semptomları baskılamaya yarar, yemek borusunda hasar oluşmuşsa o hasarı da düzeltir ancak hastalığı ortadan kaldırmaz. Bu yüzden reflü hastalığının asıl tedavisi yaşam tarzında bazı değişiklikler yapmaktır. Örneğin bu hastalar yemeklerini az ve yavaş yemelidir, yatmadan en az 3 saat önce yeme-içme işlemini bırakmış olmalılar, özellikle gece rahatsız eden belirtiler varsa yatağın baş tarafını meyillendirmek şeklinde düzeltebilir. Özel bir beslenme diyeti yoktur, yemek yedikten sonra uzanmamak, az ve sık yemek yemek, gazlı ve alkollü içeceklerden uzak durmak, hastaya dokunan şeylerden uzak durması gerekmektedir. Bu dokunan şeyler bazen günlük yapılan işler de olabilir. Mesela ayakkabı bağlamak gibi, hasta burada çömelerek işini yapmalıdır. Hasta sigara içiyorsa mutlaka bırakmalıdır.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.